MENÜ
24 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 46,4995 ▲ %0,04
EURO 52,8277 ▼ %0,22
ALTIN 5.963,09 ▼ %2,93

Ege ve Akdeniz Kıyılarında Kıyı Erişimi Krizi

Mavi Vatan Doktrini ve Kıyı Erişimi Çelişkisi

Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını temsil eden ‘Mavi Vatan’ stratejisi dış politikada kararlılıkla sürdürülürken, Ege ve Akdeniz kıyılarında vatandaşların anayasal hakkı olan kıyı erişiminde ciddi bir iç sınıfsal ayrışma krizi yaşanıyor. 2026 yaz sezonu itibarıyla lüks oteller, kapalı siteler ve ticari işletmeler tarafından kuşatılan sahil şeritleri, mülkiyet ve egemenlik tartışmalarını jeopolitik bir düzlemden toplumsal bir sancıya dönüştürüyor.

Ticari Getto ve Sosyal Seçilim Kıskacındaki Sahiller

Kıyı şeritlerinin önemli bir bölümü, yerel yönetimlerin kısa vadeli gelir hedefleri doğrultusunda özel işletmelere ve ‘beach’ adı verilen yapılara kiralanmış durumda. Bu alanlarda vatandaşlar, yalnızca ekonomik bedellerle değil, sosyal medya takipçi sayısı ve profil onayı gibi ‘dijital mülakat’ süreçleriyle de karşı karşıya kalıyor. Kamusal alanın bu denli ranta kurban edilmesi, Anayasa’nın kıyılardan yararlanma hakkına dair hükümlerini fiilen geçersiz kılarken, mülkiyetin kamuya değil sermayeye aidiyetini tescilliyor.

Kayıt Dışı Alanlar ve Devletin Denetim Sorumluluğu

Resmi işletmelerin ötesinde, sahil şeritlerinde illegal yapıların ve kayıt dışı otopark uygulamalarının yarattığı güvenlik zafiyeti dikkat çekiyor. Dış politikada kıta sahanlığını ve egemenlik haklarını titizlikle savunan devlet iradesinin, içeride vatandaşın en temel rekreasyon hakkını gasp eden bu mikro işgallere karşı da aynı hassasiyeti ve kararlılığı göstermesi bekleniyor. Ulusal egemenlik, sadece açık denizlerdeki sondaj haklarında değil, vatandaşın kendi kıyısına serbestçe erişebildiği kumsallarda da somutlaşmalıdır.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir